Kayıtlar

Dil Öğrenmenin Doğası | Tekin Atmaca

Resim
  Editör Notu:  “Dil öğrenmenin doğası nedir?” adlı okumakta olduğunuz bu metin daha önce “ Dünya Bizim ” sitesinde yayınlanmıştır. Sayın Atmaca ’dan aldığımız izin doğrultusunda sitemize Onur Kenan Aydoğdu tarafından uyarlanmıştır. Keyifli okumalar. Dil öğrenmek, yetenek işidir. Neredeyse bütün insanlar bu yetenekle doğar. Eğer okuma ve yazmayı öğrendiyseniz, bir dil öğrenmek için önünüzde biyolojik bir engel yoktur. Bundan sonraki engellerin çoğu kültürel, psikolojik ve çalışma alışkanlığı ile ilgili engellerdir. Kültüreldir çünkü bir anadiliniz vardır ve bu dilin yapısı, diğer dili öğrenmeye engel olacaktır. Psikolojiktir çünkü daha önceki olumsuz  deneyimleriniz sizin şevkinizi kıracaktır. Çalışma alışkanlığı ile ilgilidir çünkü günde iki üç saat masa başında oturup bir konuya yoğunlaşma alışkanlığınız yoktur. Bu engelleri aştıktan sonra dil öğrenmek, hayatınızdaki en eğlenceli şeylerden biri olacaktır. Şimdi dil öğrenmenin doğasına biraz daha yakından bakalım. Eğer ...

Hakikatle Yüzleşmek | Samet Tekin

Resim
  İnsanın kendi ruhuyla ilgilenmesi, iç dünyaya temaşa etmesi ve kendini bilmesinin ehemmiyeti birçok âlim tarafından tarih boyunca vurgulanmıştır. Antik Yunan’da Sokratik gelenekte dış dünyadan ziyade insanın kendisine verilen özen ve kıymet, Stoacıların geçici dünya hayatına büyük değerler atfetmekten kaçınarak geliştirdikleri erdem anlayışları ve Çin felsefe geleneğinde insanın değişen evrende tek değişmeyen olan Tao’ya dönmesinin öğütlenmesi gibi birçok örneğine antik çağlardan beri rastlanır. Türk-İslam tasavvuf geleneğinde ise, İslâm anlayışı içerisinde benimsenen bir düstur olan “ bir lokma, bir hırka ” ve Türk tasavvuf edebiyatının meşhur ismi Yunus Emre’nin “… ilim kendini bilmektir …” deyişi gibi insanın özünü idrak etmesine dikkat çeken kültürün yansımalarına tanık oluruz. Hakikatin aslında uzaklarda olmadığı, insanın kendi iç dünyasında olduğunu sezen Schopenhauer, Nietzsche, Sartre ve Heiddeger gibi birçok münferit filozof da bu meseleye ciddi zihinsel çaba harcamıştır...

Gilles Deleuze'ün "Spinoza: Pratik Felsefe" Eserinin Özeti | Öznur Sadıkoğlu Aytar

Resim
Gilles Deleuze, Spinoza ve felsefesini konu aldığı bu eserini 1970 yılında kaleme almıştır. Kitap, toplam altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm ; Spinoza’nın Hayatı, ikinci bölüm ; Etika ‘nın Bir Ahlaktan Farklılığı Üzerine, üçüncü bölüm ; Kötülük Mektupları, dördüncü bölüm ; Etika Temel Kavramlar Dizimi, beşinci bölüm ; Spinoza’ nın Evrimi, altıncı bölüm ; Spinoza ve biz. Çalışmanın daha iyi anlaşılması için eserin özetini biz de bölümler şeklinde ele alacağız  [1] BİRİNCİ BÖLÜM: Bu bölümde Deleuze, Spinoza özelinde "Filozof nedir?" sorusuna cevap aramakta ve çeşitli tanımlar yapılmaktadır. Spinoza’nın felsefesini daha iyi ortaya koymak adına doğa dediği kavramın ne olduğuna yönelik bir açıklama yapılmıştır. Doğa sanılanın aksine ihtiyaç odaklı, araçlara ve amaçlara bağlı bir yaşam şekli değil, üretmek ve üretkenlikten alınan güçle sebeplere ve sonuçlara göre yaşanan bir hayat tarzıdır. Bu hayat tarzı içerisinde olmazsa olmaz kavramlar mevcuttur; tevazu, yoksulluk,...

Arkhe Nedir? | Ragıp Sefa Sarı

Resim
Yazımızda, felsefe sözlüğü çalışması çerçevesinde sınırlı kalarak felsefe tarihi açısından gökyüzüne ve yeryüzüne bakışın anlamını yeniden kuran, mitolojik olan dışında açıklama bulma çabasını ifade eden Arkhe kavramına değineceğiz. Anahtar Kelimeler: Arkhe, Cevher,  Töz, Doğa Felsefesi Etimoloji Grekçe kökenli bir terim olan Arkhe , sözlük  anlamı olarak başlangıç, ilk, ilke, temel ilke, köken, egemenlik veya buyruk anlamlarına gelir . Felsefe tarihinde (özellikle Doğa Felsefesi/Sokrates öncesi dönemde) arkhe , varlığın ana maddesini ve evrenin ilk ilkesini tanımlamak için kullanılmıştır. K avramın sözlükte öne çıkan temel boyutları şu şekildedir: Kronolojik/Zaman Bakımından İlk: Her şeyin kendisinden çıktığı, zaman bakımından ilk olan başlangıç noktası. Maddi/Tözsel İlke: Bütün varlıkların kendisinden türediği ve yok olduklarında yine kendisine dönecekleri temel cevher (ana madde/ materia prima ). Düzenleyici/Yönetici İlke: Varolanların sadece kaynağı değil, aynı za...

Evrim Yanlış mı Anlaşıldı? Vahiy, Bilim ve Kesinlik | Hamza Andreas Tzortzis

Resim
Yazarın Notu: Bu makalenin amacı evrimle ilgili bilimi reddetmek değildir. Amacı, bilimsel yöntem ve bilim felsefesi hakkında düşünceyi uyandırmaktır. “Bilimsel sorularda bin kişinin otoritesi, tek bir bireyin mütevazi akıl yürütmesi etmez." — Galileo Galilei (1564–1642) Geçtiğimiz birkaç on yılda bilim, evrim ve bunun İlahi vahiy ile uyumluluğu hakkında büyüyen bir söylem  var.  Bu söylem şu şekilde özetlenebilir: Evrim teorisi bilimsel bir olgu olarak ilan  edilmiştir,  bu nedenle belirli bir vahiy metnine, mesela Kuran’a inanan kişi, evrimi kutsal kitabı ile uzlaştırmalıdır. Uzlaşma için bir umut yoksa, bunun üç ana sonucu vardır: dini metin  atılır,  evrimden vazgeçilir veya gelecekte dini metin ve evrimin daha iyi anlaşılması umut  edilir.  Ancak, bu büyüyen tartışmada gizli bir öncül  var.  Bu öncül; bilimin kesinlik ürettiği, evrimin olgu olduğu ve bilimin, gerçek iddiaları ilan etmenin veya doğrulamanın tek yolu  olduğudu...