Kayıtlar

İslam Felsefesi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bildiğini Okumak, Okuduğunu Bilmek I Murtaza Küçük

Resim
  Giriş İlk okunduğunda bir şeyin eleştirisi veya savunusunun yapıldığı izlenimi uyandıran ve şiirsel  gözüken bu başlık aslında bu iki durumdan birinin güçlü ve eleştirel bir yazısını kapsayacak. Bir yazıyı ne için okuruz, bu soruya verilecek diğer yanıtlar da önemli ancak her şeyden önce onunla tanışmak için. Akışkanlar mekaniği vizesinde kitaptaki bir bölümü hızlıca karıştırıp okurken bile onu tanımak tasnif etmek için okuruz. Normal bir anda ise ilgimiz ve amacımız doğrultusunda olduğuna inandığımız yazıyı önce irdelemek için okumaya başlarız. Peki bu ilgi alakamız olan konular ya vizedeki akışkanlar mekaniği sorusu veya biyoloji, fizik gibi ölçülebilir temel bilimlerle alakalı değilse? Daha da kötüsü bu konuyu bizden önce irdelemiş ve  devasa bir müktesebat (yığın) oluşturulmuşsa? Bu müktesebat hakkında çeşitli konsensuslar, ekoller oluşmuşsa ve zorunlu bir biçimde maruz bile kalıyorsanız? Okumalarınızı kendinizden  öncekilerin ekolü üzerinden devam ettirseniz, ...

Fıtratın Aklî Tezahürü: Hayy bin Yakzân Örneği I Tuğçenur Erilli

Resim
  Editör Notu:  ”Fıtratın Aklî Tezâhürü: Hayy bin Yakzân Örneği” adlı okumakta olduğunuz bu metin Tuğçenur Erilli tarafından 10. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi'nde bildiri olarak sunulmuştur. Keyifli okumalar. Özet Hiçbir sosyal etki altında kalmadan hayatını bir adada sürdüren Hayy Bin Yakzân’ın akli gelişim serüvenine çalışmamızda yer verilecektir. İnsanın hiçbir sosyal etki altında kalmadan ortaya koyduğu akli gelişimi, kulaklara hayalî gelmekle birlikte hesaba katılması gereken bir serüven olduğu iddiasındayız. Çünkü salt aklın gelişimi üzerinde nelerin etkili olduğunu anlamak adına tüm ihtimaller incelenmelidir. Böylece aklın gücüne etki eden çevre faktörünün yanında diğer faktörler olan fıtrat ve insanda bulunan çeşitli kuvveler de göz önüne çıkmaktadır. Aynı zamanda Hayy Bin Yakzân adlı eser çeşitli bireylerin sahip olduğu farklı kavrayış güçleri ile ne kadar ileri bir düşünce dünyasına gidebileceğini gösteren bir eserdir. Bu farklı kavrayış şekilleri ...

İbn Sina’nın Epistemolojisi I Sajjad H. Rizvi

Resim
  İbn Sina’nın en etkili ikinci fikri, bilgi teorisidir. İnsan zihni doğuştan boş bir sayfa gibidir, saf bir potansiyeldir ve eğitim yoluyla aktüel hale gelir ve bilmeye başlar. Bilgi, bu dünyadaki nesneler ile ampirik yakınlık yoluyla edinilir ve kişi bundan evrensel kavramları soyutlar. Soyutlama kıyaslı bir akıl yürütme yöntemiyle gerçekleştirilir; gözlemler önermelere yol açar, bunlar da birleştirildiğinde daha soyut kavramlara yol açar. Aklın kendisi, bilgi edinme potansiyeli olan maddi akıldan (el-aklü'l-hayulani), insan aklının mükemmel bilgi kaynağı ile birleştiği durum olan faal akla (el-aklü'l-fail) kadar gelişim düzeylerine sahiptir. Ancak şu soru ortaya çıkmaktadır: Bir önermenin doğru olup olmadığını nasıl doğrulayabiliriz? Yaşadığımız bir deneyimin gerçek olduğunu nasıl bilebiliriz? Bunu cevaplamak için iki farklı yöntem vardır. İlk olarak, argümanların biçimsel olarak çıkarımına ilişkin standartlar vardır - argüman mantıksal olarak sağlam mı? İkincisi ve en öneml...

Naturalizm ve Determinizm Karşısında Eş'arilik ve Gazzali I Hasan Kandemir

Resim
  Çoğu zaman zikredilen ve bir karşı konumlandırma iddiasıyla ele alınan nedensellik eleştirilerini yeniden değerlendirmek hem düşünce geleneklerinin anlaşılması hem de bir paradigmanın kendi dinamikleriyle ele alınması dönemimiz açısından İslam Düşünce geleneklerinin bir gereğidir. Alışık olunan düşünme şekilleri, ön kabuller veya mevcut kabul edilmiş pratikler meşhur olsalar da yanıltıcı olabilmektedir. Bu nedenle Eş’arî kelamı ve Nedensellik eleştirisinin kendi boyutlarıyla bir değerlendirmesini yapacağız. Eş’arî kelamı İslam düşüncesi teşekküllünün köklü ve felsefileşmesi açısından da derinlikli bir ekolüdür. Özellikle tartışmaları Meşşâî ekolle yoğunluklu olduğundan da Felsefi derinliğe oldukça önem verilmiştir. Bu nedenle her konuda yaklaşımlarının köklü bir ontolojik ve Epistemolojik düşünce ağı olduğunu fark etmek gerekiyor. Eş’arî kelamcılar Varlığın ontolojik olarak ele alınışını bazı modal ayrımlara bağlı olarak yapmaktadır. Özellikle Gazzali sonrasında Müteahhirun Dönem...

İslam Felsefesi'nin Temel Sistematiği ve Özgünlüğü I Murat Bilgi

Resim
  Klasik felsefede tarihsel açıdan, insanlığın  mutlak hakikate ulaşma çabasının başlangıcında genel olarak üç farklı metodoloji kullanıldığını söyleyebiliriz. Bunlardan biri varlığı bir şey (cisim) olmaklık bakımından alan Aristotelesçi yöntem, ikincisi varlığı şey olmamaklık (cisim olmayan, idea) açısından ele alan Platoncu yöntem ve son olarak; ilk defa Farâbîyle başlayan ve İbn-i Sînayla daha da sistematikleşen, varlığı hiçbir şart koşmaksızın mutlak olarak ele alan yöntemdir. Biz bu yazımızda İslam felsefesinin metodolojik olarak dünyada bir ilki başarıp özgün bir felsefe olduğunu ayrıca bu yöntemin de mevcut ve düşünülebilecek her seçenek arasından en sağlıklı, mecburî tek yöntem olduğunu savunacağız. Bildiğimiz gibi belli bir ilme yönelen insanlar her zaman bir metodolojiyi izleyerek ve tedricî sıralama gözeterek bu işi yapmışlardır. Zira aşamalardan biri atlandığı veya gözden kaçırıldığı zaman, artık inşa edilmekte olan ilim sağlam bir zemine oturtulmamış , şüpheli ve ...