Kayıtlar

Felsefe Tarihi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gilles Deleuze'ün "Spinoza: Pratik Felsefe" Eserinin Özeti I Öznur Sadıkoğlu Aytar

Resim
Gilles Deleuze, Spinoza ve felsefesini konu aldığı bu eserini 1970 yılında kaleme almıştır. Kitap, toplam altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm ; Spinoza’nın Hayatı, ikinci bölüm ; Etika ‘nın Bir Ahlaktan Farklılığı Üzerine, üçüncü bölüm ; Kötülük Mektupları, dördüncü bölüm ; Etika Temel Kavramlar Dizimi, beşinci bölüm ; Spinoza’ nın Evrimi, altıncı bölüm ; Spinoza ve biz. Çalışmanın daha iyi anlaşılması için eserin özetini biz de bölümler şeklinde ele alacağız  [1] BİRİNCİ BÖLÜM: Bu bölümde Deleuze, Spinoza özelinde "Filozof nedir?" sorusuna cevap aramakta ve çeşitli tanımlar yapılmaktadır. Spinoza’nın felsefesini daha iyi ortaya koymak adına doğa dediği kavramın ne olduğuna yönelik bir açıklama yapılmıştır. Doğa sanılanın aksine ihtiyaç odaklı, araçlara ve amaçlara bağlı bir yaşam şekli değil, üretmek ve üretkenlikten alınan güçle sebeplere ve sonuçlara göre yaşanan bir hayat tarzıdır. Bu hayat tarzı içerisinde olmazsa olmaz kavramlar mevcuttur; tevazu, yoksulluk,...

Var Olmanın İlkel Bir Biçimi: Görünürlük I Selman Kaplan

Resim
  Bilinç sahibi tek canlı türü olan insanın yaşam alanı tarihte hep gelişmiş; dağ, bayır, ovalardan köy, şehir ve metropollere uzanmıştır. Modern diyebileceğimiz bu çağda ise fiziki alanlardan çok sanal alemlerin yaşam alanı olarak seçildiğine şahit olmaktayız. Artık doğada, ormanda veya sokakta değil, popüler uygulamalarda zaman geçiriyoruz. Sohbet etmek için yapay zeka robotlarını seçiyor; sağlığımızı, finansal getirilerimizi ve hatta ilişkilerimizi gerçek kişilere değil algoritmalara emanet ediyoruz. Öte yandan modern birey, gerçek hayatta yaşamayı sığ bulmakta dolayısıyla kendisi olmayı değil, sanal bir evrende kendini bambaşka bir şekilde görünür kılmayı daha cazip bulmaktadır. Fransız Sosyolog Baudrillard’ın isim verdiği şekliyle bu simülasyon evreninde insanlar gerçeklikten koparak hayallerini ya da ütopyalarını kaybetmişlerdir. Herkesin yalnızlaştığı, bireysel değerlerin hakim olduğu bir evrende hapsolan insanlar, simülasyonun bir parçası olarak kendilerinin ötesine geçmişl...

Ruhsal Dönüşüm Mekânı Olarak Mağara: Platon’dan Hira’ya I Selman Kaplan

Resim
İnsanın dönüşüm süreci ancak insanın olmadığı bir ortamda gerçekleşir. Dönüşüm adına ortaya çıkan peygamberler ve filozofların toplumdan uzak mekanları tercih etmeleri tesadüf değildir. İnsansız bir mekan olarak mağara, ruhsal bir dönüşüm için kullanılan en eski mekanlardan biri sayılabilir. Ayrıca dağbaşı, ormanlık, çöl her zaman tek başınalığı ve düşüncenin doğuşunu temsil etmiştir. Mağara aynı zamanda bir metafor olarak Antik Yunan filozofu Platon'un ‘Devlet’ adlı eserinde ortaya koyduğu bir düşünce deneyimi olarak karşımıza çıkar. Çeşitli dinlerde ve öğretilerde de mağaranın önemli bir yeri olup aydınlanma veya gerçeğe ulaşma sürecinin başladığı bir mekan olarak tarif edilir. Kişinin iç dünyasını keşfetmesi, yoğun bir tefekkür süreci ve sonuçta bir dönüşüm geçirmesi arkaik dönemlerden beri burada yaşanır. ‘Yeraltı uçurumu’ anlamına gelen ‘Megara’ kelime kökünden gelen mağara; bir insanın girebileceği genişliğe sahip, yeraltında, dağda veya kayalık alanlarda bulunan doğal boşluk...

Deluze Felsefesinin Genel Özellikleri I Öznur Sadıkoğlu Aytar  

Resim
  1925 yılında doğup 1995 yılında Paris’te vefat eden Deleuze çağdaş felsefe filozofları arasında yer alır. Zaman geçtikçe daha çok tanınan ve bilinen Deleuze, her ne kadar klasik Fransız felsefesi içinde yetişmiş olsa da kullandığı yöntemle ele aldığı konularla klasik Fransız felsefesini ve modernizmi eleştirmiştir ve bunlara alternatif bir felsefe geliştirmeye çalışmıştır. Deleuze’nin felsefesi rasyonalizmden ziyade ampirizme yakındır yani deneycilikten yanadır. Deneyciliği klasik bir tanımla ortaya koymak gerekirse deneycilik, bütün bilgilerin tecrübeden-deneyden geldiğini iddia eder ve tecrübe-deney dışında bilginin bir kaynağının olmadığını savunur. Fakat Deleuze deneyciliği bu şekilde kabul etmez ki zaten anladığı da bu değildir. Deneyi transandantal olan bir koşulun arayışına karşı çıkan bir düşünce olarak kabul eder ve ampirizmi yaratıcılıkla ilgili bir düşünce olarak yorumlar. Yani amprizim ona göre yeni bir şeyin ortaya çıkış koşullarını arayan bir düşüncedir. Deleuze ayn...

Modern Psikoloji Kuramlarına Felsefe Akımlarının Etkileri I Cesur Akçay

Resim
  ÖZET Bu çalışmanın amacı modern Psikoloji tarihine ve kuramlarına her uğraşın altyapısını oluşturan felsefenin etkilerini göstermektir.  19. Yüzyıldan bu yana süregelen pozitif bilim anlayışının temelinde özellikle Metafiziğin bunalımları yer almaktadır. Bu çalışmamızda Rasyonalizm, Empirizm, Determinizm, Materyalizm ve Pozitivizm akımlarının yarattığı etkileri göstereceğiz. Anahtar Kelimeler: Rasyonalizm, Empirizm, Determinizm, Materyalizm, Pozitivzm Felsefe Tarihinin ilk başından beri pozitivizm dışında Rasyonalizm – Empirizm, Determinizm - İndeterminizm, Materyalizm - İdealizm sürekli bir çatışma içindeydi. Rasyonalizm Platon ve Aristoteles tarafından savunulmuş iken Aristoteles Platon’a nispeten materyalizme ve Empirizme biraz daha yakın durmuştur ancak sonuç olarak ikisi de Rasyonalisttir. ‘’... Bir insan iyi ideasını başka her şeyden ayırt edip anlatamazsa, savaştaki bir kahraman gibi bütün engellerden sıyrılarak kanıtlarını görünene değil olana dayayarak düşüncesini ...

Descartes’ın İblisi (Kartezyen/Dış Dünya Şüpheciliği) I Kevin McCain

Resim
  Arka Plan: Genel olarak kendimizin pek çok şeyi bildiğini düşünürüz. Felsefi şüpheciler bu hususta, sahip olduğumuzu düşündüğümüz bilgilere gerçekten sahip olup olmadığımızı soruştururlar. Şunu akılda tutmak önemlidir ki genel olarak şüpheciler, inançlarımızın yanlış olduğu için bilgi edinmek hususunda başarısız olacağımızı söylemezler. Daha ziyade, onlar tipik olarak inandığımız şey hakkındaki gerekçelerimizin/kanıtlarımızın, gerçekten bilmemiz için yeterince iyi olmadığını savunurlar. Epistemolojik Sorunlar: Kartezyen/Dış Dünya Şüpheciliği Etrafınızdaki dünya hakkında bildiğiniz bazı şeyleri düşünün. Bu kitabı okuyorsunuz. Belki bir sandalyede oturuyorsunuz. Elleriniz var. Ve benzeri. Neden bu şeylere inanıyorsunuz? Muhtemelen deneyimlerinize dayandığınız için. Mesela bu kitabı okuduğunuza inanıyorsunuz çünkü ellerinizde bir kitap var gibi gözüküyor. Sanki elinizde bir kitap varmış gibi hissediyorsunuz. Ve benzeri. Şimdilik sorun yok. Peki, deneyimleriniz sizi hiç yoldan çıkard...

Zaman Kavramı Hakkında Notlar I Murtaza Küçük

Resim
  Giriş Duyum ve düşüncenin nesneleri üzerinden fark edilen değişmezlik, aynılık, devinim gibi kavramlar; metafiziğin en erken uğraşlarından olmuştur. Duyulurlar ve düşünülürlerin mekanını kavranabilir kılıp tasvir etmek için de kullanılan bu kavramlar, “ psyhke ” ve onun melekelerini de niteliyor. Örneğin muhayyile melekesinin(o anda var olmayan bir durumu, nesneyi varmış gibi tecrübe ettiren yeti) düşünsel olarak bir kalıcılığa yani zamana tabi olmama anlamında bir yönünün olduğu kabul edilir. Duyumlananların ise düşünülürlerin aksine bir uzay-zaman örgüsüne bağlı olduğu yada dynamislerinin* (var olma biçimlerinin toplamı) [1] olduğu düşünülmektedir. Yapısal açıdan ciddi farklılıklara sahip bu iki yapı hem içeriksel olarak hem de oluşa ve bozuluşa tabi olup olmama açısından çok sarih bir zıtlık içerirler. Farklı vechelerden düşünülen değişim olgusu düşünsel paradokslardan düşünülürlerin zamansızlığına kadar tartışma konusu olmuştur. Antik Yunan’dan beri güncelliğini hiç kaybetme...