Kayıtlar

Din Felsefesi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Din Felsefesi Açısından Ötanazi: İslam İnancı Özelinde Bir Değerlendirme I Sertaç Oral

Resim
  Özet Bu makalede amacımız, ötanaziyi İslam felsefesi bağlamında intihardan ayırarak yeni bir fıkhi mesele olarak ele almak ve İslami kavramlar üzerine bina ederek fıkhi bir zeminde tartışmaya açmaktır. Peter Singer, ötanaziyi bireysel özerklikle savunurken, burada sunulan model hem bireysel hem de İslam’ın toplumsal maslahat ilkesine dayandırılmaya çalışılmıştır. Ötanazi, genellikle intihar kapsamında fıkhi olarak haram anlamında değerlendirilir. Bana öyle geliyor ki bu yaklaşım, kavramsal ve fıkhi açıdan yetersizdir. İntihar, geleneksel olarak bireyin denetimsiz iradesiyle, herhangi bir kriter olmaksızın hayatına son vermesidir. Oysa ötanazi, tıbbi olarak çaresiz ve dayanılmaz acılar içindeki kişiler için denetimli bir süreçtir. İslam fıkhında ikrah (zorlama), zaruret (zorlayıcı ihtiyaç), maslahat (toplumsal fayda) gibi ilkeler, istisnai durumlarda esneklik tanır ve ötanazi, bu bağlamda merhamet temelli bir çözüm olarak yeniden ele alınabilir. Devlet kontrolü dahilinde bir heyet...

Hiçlikten Yaratılış ve Hudus Delili I Hasan Kandemir

Resim
  Felsefe literatüründe çokça tartışılan yoktan yaratma kuramı ve ona dair yapılan eleştirilere dair bir değerlendirmenin yerinde olacağını düşünüyorum. Bu konuyu Tanrı’nın varlığı, evrenin ortaya çıkması veya yaratılması, modern fiziğin verileri göz önüne alındığında hangi argümanların daha geçerli olup olmadığına dair tartışmalarda görmekteyiz. Öne sürülmekte olan Creatio ex nihilo (hiçlikten yaratılış) tezinin imkansızlığı iddiasının Hudus Delili üzerinden ve Klasik Kelam literatürü açısından ele alacağız. Öncelikle hudus delilinin kelam literatüründeki formuna bakalım. 1. Her hadisin hudus bulması için bir sebep lazımdır.  – Sonradan var olan her şeyin bir nedeni vardır. 2. Alem hadistir.  – Evren sonradan var olmuştur. S. O halde hudusunun bir sebebi olması lazımdır.   – Evrenin bir nedeni vardır. Jonathan David Garner, ‘’ Hiçlikten Yaratılış ve Kelam Kozmolojik Argüman ’’ (Çev. Taner Beyter) başlıklı yazısında birkaç maddede hudus delilini eleştirm...

William Lane Craig ve Kelam Kozmolojisi Bağlamında Ardışık Eklemeli Argüman I John Danaher

Resim
  KKA’ya [1] aşina olanlar, ikinci önermesinin aşağıdaki gibi olduğunu bileceklerdir: (KKA2) Evren var olmaya başlamıştır. Ayrıca Craig’in argümanın bu önermesini dört ayrı alt argümanla desteklediğini de bileceklerdir; bunlardan ikisi gerçek bir sonsuz fikrine karşı “apriori” argümanlar, diğer ikisi ise mevcut bilimsel teorilere dayanan “aposteriori” argümanlardır. Bu bilimsel teorileri tartışmak çok eğlenceli olsa da, bunlar sadece bir yan gösteridir(veya daha az önemli olan yan argümanlardır). Craig’in kendisi de öncül (2) için birincil gerekçenin “apriori” argümanlardan geldiğini kabul etmektedir. Bu iki argümanın farklı hedefleri vardır. İlki, gerçek bir sonsuzun varlığının imkânını hedef alır (yani gerçek bir sonsuzun var olamayacağını söyler). İkincisi ise gerçek bir sonsuzun ardışık toplama yoluyla oluşturulma imkânını hedef alır. İlk argümanı daha önce Hedrick’in Hilbert’in Oteli Argümanına getirdiği eleştiriyi tartışırken ele almıştım [2] . Bu yazıda ikinci argümana odak...

Felsefi Argümanlar ve İnançlarımıza Etkileri: Neden Aynı Olgulardan Farklı Sonuçlara Ulaşıyoruz? I Kemal Furkan Onat

Resim
  Evrim ve Akıllı Tasarım Varsayalım ki elimizde evrimin işleyişi ile ilgili eksiksiz veya tam diyebileceğimiz bir model bulunsun. Bu model, beklendiği gibi, organlardan türlerin oluşumuna kadar her şeyi doğal yollarla açıklıyor olsun. A B’ye sebep oldu B de C’ye sebep oldu ve şu yasaların şu şekilde işlemesi sonucunda şu organ veya tür şu şekillerde oluştu vs. Veya bambaşka doğal şekillerde bize birtakım eksiksiz ve doğal diyebileceğimiz açıklamalar sunsun. Şimdi varsayalım ki teist de ateist de evrimin bu doğal açıklamaları hakkında görüş birliği içinde olsun. (Aslında böyle olan hatırı sayılır teist ve ateist vardır.) Diğer her şey eşit olduğunda teisti teist, ateisti ateist yapan şey ne olabilir? Burada karşılaştığımız şey aynı olgudan farklı metafizik sonuçlara varılmasıdır. Gözümüzün önünde bir dünya var, nasıl işlediğine dair bilimsel ve doğal açıklamalar sunuluyor, fakat birinin gördüğü hakikatin özünü diğeri göremiyor. Şimdi burada tespit etmemiz gereken önemli bir şey var...

Tanrı Benimle Ne Kastetmiş Olabilir? I Selman Kaplan

Resim
  Danimarkalı varoluşçu filozof  Soren Kierkegaard’ın, Tanrı’yı dahil ettiği anlam arayışını başlatan o muazzam sorusu,bir cevap bulmak isteyen her bireyin zihnini meşgul etmeyi başarmıştır. Kendisinden önceki sistem felsefelerini reddederek hakikatin öznelliği hakkında konuşmamız gerektiğini söyleyen Kierkegaard, manevi akıl hocası 'Atina'nın at sineği' Sokrates’in felsefi ebelik sanatını devam ettirerek kendisi de 'Kopenhag'ın at sineği' olarak tıpkı onun yaptığı gibi zamanının yaygın inançlarına meydan okumuştur. [1] Anlam bakımından insan varoluşunun tamamlanmamış bir süreç olduğunu düşünen Kierkegaard, bu noktada Tanrı’yı yardıma çağırmaktan çekinmemiştir. Bu yazıda öncelikle Kierkegaard’ın felsefesinde var olmanın anlamını tartışacağız. Ardından ‘öznel hakikat’ kavramı çerçevesinde varoluş aşamalarını inceleyeceğiz. Felsefe yapmanın en ilkel biçimi olarak salt düşünce aktarımı yapmaktan uzak durmaya,mümkün olduğunca filozofun dünyasını yeni bir göz ile oku...

Teistik Bir Din Olarak İslam İnancının Tutarlılığı I Musa Yanık

Resim
  Giriş Teizm, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, her yerde hazır bulunan ve sonsuz olan bir varlığa duyulan inançtır. Bu yönüyle Yahudilik, Hristiyanlık, İslam ve bazı Asya dinleri, teistik inançlardır. Teistik bir din olarak İslam’ın Tanrı tasavvuru, O’nun bir ve tek olduğunu, kimseye muhtaç olmadığını, hiçbir şeyin O’nun dengi olamayacağını (doğurmamıştır) ve hiçbir varlık tarafından meydana getirilmediğini ifade eder. İslam teizmine inanan kişiler, kendilerini Müslüman olarak nitelendirir ve en azından prensipte, ilahi birlik (tevhid) ve Muhammed’in peygamberliği (nübüvvet) konusunda hemfikir olurlar. İslam teizminin kutsal kitabı olan Kur’an’ın yorumlanması konusunda, kendilerini Müslüman olarak gören farklı gruplar (Sünni, Şii, Sufi, vb.) mevcuttur, ancak tüm temel farklılıklarına rağmen bu gurupların birçoğu eşit derecede Müslümandır (bu sonuç, onların hepsinin İslam konusundaki yorumlarının doğru olduğu anlamını gerektirmez). Bu yazı içerisinde, herhangi bir Müslüman mezh...