Kayıtlar

Felsefe Nedir? Sorusuna Cevap Vermek I Ragıp Sefa Sarı

Resim
Hayat içerisinde insan bilinci için en önemli olgulardan biri kullanılan dil içerisinde yer bulan kelime, kavram, terimlerin anlamlarına vakıf olmaktır. Bu olgu felsefe etkinliği için de geçerli. O sebeple, felsefe sözcüğünün etimoloji/kökenine değinelim. Köken – Etimoloji Felsefe sözcüğü Türkçe’ye; Arapça "Rumi bilgelik geleneği" anlamına gelen falsafa (فلسفة) sözcüğünden geçmiştir. Arapça’ya ise Eski Yunancadaki "bilgelik sevgisi" anlamına gelen philosophía (φίλος, phílos: "sevmek"; ve σοφία, sophía: "bilgelik") sözcüğünden geçmiştir. Bu sözcük ise Eski Yunanca "bilgeliği seven" anlamına gelen philósophos (φίλος, phílos: "sevmek"; ve σοφός, sophós: "bilge") sözcüğünden türemiştir. Philosophía sözcüğünü "hikmet arayışı" olarak çeviren kaynaklar da bulunmaktadır. Felsefe etkinliği alt dallarından biri olan felsefe tarihi uzmanlarınca dönemlere ayrılır. Bütünsel bakışa zarar verdiği de söylenmeyecek dönemle...

Bildiğini Okumak, Okuduğunu Bilmek I Murtaza Küçük

Resim
  Giriş İlk okunduğunda bir şeyin eleştirisi veya savunusunun yapıldığı izlenimi uyandıran ve şiirsel  gözüken bu başlık aslında bu iki durumdan birinin güçlü ve eleştirel bir yazısını kapsayacak. Bir yazıyı ne için okuruz, bu soruya verilecek diğer yanıtlar da önemli ancak her şeyden önce onunla tanışmak için. Akışkanlar mekaniği vizesinde kitaptaki bir bölümü hızlıca karıştırıp okurken bile onu tanımak tasnif etmek için okuruz. Normal bir anda ise ilgimiz ve amacımız doğrultusunda olduğuna inandığımız yazıyı önce irdelemek için okumaya başlarız. Peki bu ilgi alakamız olan konular ya vizedeki akışkanlar mekaniği sorusu veya biyoloji, fizik gibi ölçülebilir temel bilimlerle alakalı değilse? Daha da kötüsü bu konuyu bizden önce irdelemiş ve  devasa bir müktesebat (yığın) oluşturulmuşsa? Bu müktesebat hakkında çeşitli konsensuslar, ekoller oluşmuşsa ve zorunlu bir biçimde maruz bile kalıyorsanız? Okumalarınızı kendinizden  öncekilerin ekolü üzerinden devam ettirseniz, ...

Deluze Felsefesinin Genel Özellikleri I Öznur Sadıkoğlu Aytar  

Resim
  1925 yılında doğup 1995 yılında Paris’te vefat eden Deleuze çağdaş felsefe filozofları arasında yer alır. Zaman geçtikçe daha çok tanınan ve bilinen Deleuze, her ne kadar klasik Fransız felsefesi içinde yetişmiş olsa da kullandığı yöntemle ele aldığı konularla klasik Fransız felsefesini ve modernizmi eleştirmiştir ve bunlara alternatif bir felsefe geliştirmeye çalışmıştır. Deleuze’nin felsefesi rasyonalizmden ziyade ampirizme yakındır yani deneycilikten yanadır. Deneyciliği klasik bir tanımla ortaya koymak gerekirse deneycilik, bütün bilgilerin tecrübeden-deneyden geldiğini iddia eder ve tecrübe-deney dışında bilginin bir kaynağının olmadığını savunur. Fakat Deleuze deneyciliği bu şekilde kabul etmez ki zaten anladığı da bu değildir. Deneyi transandantal olan bir koşulun arayışına karşı çıkan bir düşünce olarak kabul eder ve ampirizmi yaratıcılıkla ilgili bir düşünce olarak yorumlar. Yani amprizim ona göre yeni bir şeyin ortaya çıkış koşullarını arayan bir düşüncedir. Deleuze ayn...

Zorunlu Eğitim Eleştirisi: Zorunlu Eğitim, Sorunlu Eğitim I Melih Demiralay

Resim
  Zorunlu eğitim, günümüzde neredeyse herkes tarafından gerekli bir olgu olarak görülmektedir. Öyle ki toplumumuzda “okullaşma(schooling)” evresinden geçmiş bireyler “okumuş, bilgili, kültürlü”, diğerleri ise “cahil kalmış” olarak görülür. Bu durum eğitim hakkında toplumda büyük bir kalıplaşmış düşüncenin varlığına işaret eder. Bu yazıda zorunlu eğitimin aslında gerekli olmadığını hatta genç nesillere zarar veren bir yapıda olduğunu anlatacağım. Gazeteci Henry Louis Mencken halkın eğitilmesinin amacını şöyle tarif ediyor: “Bu yanlış varsayım, kamu eğitiminin amacının, türün gençlerini bilgiyle doldurmak ve zekâlarını uyandırmak, böylece onları vatandaşlık görevlerini aydınlanmış ve bağımsız bir şekilde yerine getirmeye uygun hale getirmek olduğudur. Bu hakikatten çok uzak bir tutumdur. Kamu eğitiminin amacı kesinlikle aydınlanmayı yaymak değildir; amacı, mümkün olduğunca çok bireyi aynı güvenli seviyeye indirmektir, standartlaştırılmış bir vatandaş kitlesi yetiştirmek ve eğitmektir...

Modern Psikoloji Kuramlarına Felsefe Akımlarının Etkileri I Cesur Akçay

Resim
  ÖZET Bu çalışmanın amacı modern Psikoloji tarihine ve kuramlarına her uğraşın altyapısını oluşturan felsefenin etkilerini göstermektir.  19. Yüzyıldan bu yana süregelen pozitif bilim anlayışının temelinde özellikle Metafiziğin bunalımları yer almaktadır. Bu çalışmamızda Rasyonalizm, Empirizm, Determinizm, Materyalizm ve Pozitivizm akımlarının yarattığı etkileri göstereceğiz. Anahtar Kelimeler: Rasyonalizm, Empirizm, Determinizm, Materyalizm, Pozitivzm Felsefe Tarihinin ilk başından beri pozitivizm dışında Rasyonalizm – Empirizm, Determinizm - İndeterminizm, Materyalizm - İdealizm sürekli bir çatışma içindeydi. Rasyonalizm Platon ve Aristoteles tarafından savunulmuş iken Aristoteles Platon’a nispeten materyalizme ve Empirizme biraz daha yakın durmuştur ancak sonuç olarak ikisi de Rasyonalisttir. ‘’... Bir insan iyi ideasını başka her şeyden ayırt edip anlatamazsa, savaştaki bir kahraman gibi bütün engellerden sıyrılarak kanıtlarını görünene değil olana dayayarak düşüncesini ...

Descartes’ın İblisi (Kartezyen/Dış Dünya Şüpheciliği) I Kevin McCain

Resim
  Arka Plan: Genel olarak kendimizin pek çok şeyi bildiğini düşünürüz. Felsefi şüpheciler bu hususta, sahip olduğumuzu düşündüğümüz bilgilere gerçekten sahip olup olmadığımızı soruştururlar. Şunu akılda tutmak önemlidir ki genel olarak şüpheciler, inançlarımızın yanlış olduğu için bilgi edinmek hususunda başarısız olacağımızı söylemezler. Daha ziyade, onlar tipik olarak inandığımız şey hakkındaki gerekçelerimizin/kanıtlarımızın, gerçekten bilmemiz için yeterince iyi olmadığını savunurlar. Epistemolojik Sorunlar: Kartezyen/Dış Dünya Şüpheciliği Etrafınızdaki dünya hakkında bildiğiniz bazı şeyleri düşünün. Bu kitabı okuyorsunuz. Belki bir sandalyede oturuyorsunuz. Elleriniz var. Ve benzeri. Neden bu şeylere inanıyorsunuz? Muhtemelen deneyimlerinize dayandığınız için. Mesela bu kitabı okuduğunuza inanıyorsunuz çünkü ellerinizde bir kitap var gibi gözüküyor. Sanki elinizde bir kitap varmış gibi hissediyorsunuz. Ve benzeri. Şimdilik sorun yok. Peki, deneyimleriniz sizi hiç yoldan çıkard...

Zaman Kavramı Hakkında Notlar I Murtaza Küçük

Resim
  Giriş Duyum ve düşüncenin nesneleri üzerinden fark edilen değişmezlik, aynılık, devinim gibi kavramlar; metafiziğin en erken uğraşlarından olmuştur. Duyulurlar ve düşünülürlerin mekanını kavranabilir kılıp tasvir etmek için de kullanılan bu kavramlar, “ psyhke ” ve onun melekelerini de niteliyor. Örneğin muhayyile melekesinin(o anda var olmayan bir durumu, nesneyi varmış gibi tecrübe ettiren yeti) düşünsel olarak bir kalıcılığa yani zamana tabi olmama anlamında bir yönünün olduğu kabul edilir. Duyumlananların ise düşünülürlerin aksine bir uzay-zaman örgüsüne bağlı olduğu yada dynamislerinin* (var olma biçimlerinin toplamı) [1] olduğu düşünülmektedir. Yapısal açıdan ciddi farklılıklara sahip bu iki yapı hem içeriksel olarak hem de oluşa ve bozuluşa tabi olup olmama açısından çok sarih bir zıtlık içerirler. Farklı vechelerden düşünülen değişim olgusu düşünsel paradokslardan düşünülürlerin zamansızlığına kadar tartışma konusu olmuştur. Antik Yunan’dan beri güncelliğini hiç kaybetme...