Arkhe Nedir? I Ragıp Sefa Sarı


Yazımızda, felsefe sözlüğü çalışması çerçevesinde sınırlı kalarak felsefe tarihi açısından gökyüzüne ve yeryüzüne bakışın anlamını yeniden kuran, mitolojik olan dışında açıklama bulma çabasını ifade eden Arkhe kavramına değineceğiz.

Anahtar Kelimeler: Arkhe, Cevher,  Töz, Doğa Felsefesi


Etimoloji

Grekçe kökenli bir terim olan Arkhe, sözlük  anlamı olarak başlangıç, ilk, ilke, temel ilke, köken, egemenlik veya buyruk anlamlarına gelir. Felsefe tarihinde (özellikle Doğa Felsefesi/Sokrates öncesi dönemde) arkhe, varlığın ana maddesini ve evrenin ilk ilkesini tanımlamak için kullanılmıştır.

Kavramın sözlükte öne çıkan temel boyutları şu şekildedir:

Kronolojik/Zaman Bakımından İlk: Her şeyin kendisinden çıktığı, zaman bakımından ilk olan başlangıç noktası.

Maddi/Tözsel İlke: Bütün varlıkların kendisinden türediği ve yok olduklarında yine kendisine dönecekleri temel cevher (ana madde/materia prima).

Düzenleyici/Yönetici İlke: Varolanların sadece kaynağı değil, aynı zamanda evrendeki düzeni ve değişimi yöneten, idare eden temel yasa.

Arkhe Nedir?

Aristoteles, Metafizik adlı eserinde Miletli filozoflar için arkhenin ne olduğu ve nasıl bir işlevi olduğunu şu şekilde aktarmaktadır:

"İlk filozoflar... şeylerde maddi ilkelerin 
bulunduğuna inanıyorlardı. Çünkü şeylerin neden meydana geldiklerini, ilk olarak <yani başlangıçta> nereden ortaya çıktıklarını ve son olarak <yani sonuçta> neye karışarak yok olduklarını, gerçi tözün olduğu gibi kaldığını, ama durumlarının değiştiğini, işte bütün bunları şeylerin öğesi ve ilkesi <arche> diye açıklıyorlar...”.

Arkhe, gerçekte değişenin ardında değişmeden kalan ancak durumları veya görünüşleri değişen bir ilke veya töz olarak kabul edilmekte ve bu bağlamda varlığın gerçekliği ile görünüşü arasındaki ilişkiyi açıklamak için kullanılmaktadır.

Arkhe kavramı ile ilk olarak çokluğun nedeni, sonra da çokluğun düzeni üzerine açıklamalar yapılmıştır. Çoklukta birlik arayışı, ilk filozofların evrenin nedenini açıklama amaçlarının bir sonucudur (Nietzsche, 1985). Arkhe sorununu irdeleyen doğa filozofları, Thales, Anaximandros ve Anaximenes’tir.

Bu filozoflar doğayı, olup bitenleri doğaüstü güçlere, metafizk yollara başvurarak değil, doğal nedenlere başvurarak açıklamaya çalışmışlardır. Böylece, felsefenin, felsefi etkinliğin öne çıkmasının aracı olmuşlardır (Guthrie, 1962). Bu üç filozof, Aristoteles’in Metafizik’inde söylediğine göre pratik bir amaç için değil, sadece bilmek için felsefe yapmışlardır. Aristoteles bunu, “çünkü şimdi olduğu gibi, başlangıçta da insanları felsefe yapmaya iten şey hayret olmuştur” sözleriyle ifade etmiştir (Aristoteles, çev. 1993).

Bu filozoflar, dış dünyayı meydana getiren çokluğun gerisinde bir birlik aramışlar ve madde söz konusu olduğunda da varlığın temeline birçok arkhe ya da maddi neden değil de, tek bir arkhe veya cevher yerleştirmişlerdir. Şöyle ki onlar, var olan her şeyin kendisinden türediği arkhe ya da maddi nedeni belirlerken zaman, varlığı açıklayacaklarını, neyin gerçekten varolduğunu belirleyeceklerini düşünmüşlerdir (Aristoteles, çev.1993).

Thales (MÖ 624 – MÖ 546)’e göre evreni meydana getiren ya da evrende var olan her şeyin temelinde varolan şey “su” dur. Thales’ten sonra, Anaximandros (MÖ 610  MÖ 546), arkhe sorununa apeiron kavramıyla yaklaşmıştır. Ona göre evrenin ilk maddesi, arkhesi apeirondur (Kranz 1984). Anaximandros’a göre arkhe dünyada bulunmamalıdır bu nedenle sınırsız olan ve belirlenemez anlamında aperionu arkhe olarak kabul etmiştir. Daha sonra yaşayan doğa filozofu olan Anaximenes (MÖ 585  MÖ 525), ilk madde olarak aer’i (hava’yı) öne sürmüştür (Aristoteles, çev. 1993). İyonya okulunun bu filozoflarından sadece Anaximandros arkhe’yi soyut bir varlık olarak nitelerken, diğerleri doğada yer alan somut bir cevher olarak tanımlamıştır. Nesneyi arkhe kabul etmiştir.

Thales, Anaximandros ve Anaximenes evrende tek bir arkhe olduğuna inanmışlardır. Ancak bu filozoflardan sonra arkhe’nin bir form olduğunu ileri süren filozoflar çıkmıştır. Bunlar; Pythagoras (MÖ 570 MÖ 495) ve Pythagorasçılardır. Pythagoras ve Pythagorasçılar arkhe olarak sayıyı göstermişlerdir. Bir bilim tarihçisi olan Wightman, Pythagoras’ın “Şeyler sayılardır” keşfinin bütün tarihin seyrini değiştirdiğini ifade etmiştir (Wightman, 1950). Çünkü çevremizde gördüğümüz her şey frekanslar, dalga boyları ve kütleler gibi sayılarla ifade edilmektedir.

Herakleitos (MÖ 535 – MÖ 475) için Logos ateştir ve ateş, maddenin en yüksek ve saf formudur. Ona göre ateş sadece alev değil, ateş ruhu da meydana getiren bir ilkedir. Bu anlamda ateş Herakleitos’a göre arkhedirKuantum fizikçisi Werner Heisenberg, arkhe ateştir iddiasında ateşi enerji ile özdeşleştirmiştir:

“Ateş sözcüğü yerine enerji sözcüğünü kullanırsak Herakleitos’un anlatımı, bizim bugünkü görüşümüze kelimesi kelimesine uyar gibidir. Enerji gerçekten de kendisinden tüm elementer taneciklerin, tüm atomların ve bundan böyle tüm şeylerin oluştuğu maddedir ve enerji aynı zamanda, hareketi, değişmeyi yaratan kuvvete sahiptir (Heisenberg, çev. 2000)”.

Bu süreçten sonra birden fazla arke olduğunu savunan filozoflar gelmiştir. Bunlar; Empedokles (MÖ 490  MÖ 430), Anaksagoras (MÖ 500  MÖ 428), Leukippos (MÖ 500  MÖ 440) ve Demokritos (MÖ 460  MÖ 370)’tur. Empedoklese göre arkhe ateş, su, hava ve toprak’tır ve bunların faklı oranlarda karışımı evrendeki maddeleri oluşturur. Anaksagoras’a göre varlığın temel tohumdur ve doğada ne kadar çeşit varsa o kadar da tohum vardır. Leukippos ve Demokritos atomculuk düşüncesinin öncüleri olmuşlardır. Leukippos’a göre; varlığın içinde devindiği bir boşluk vardır ve varlık kendi içinde yokluğu dışlar, yani devinimsizdir (kendi içinde). Atomların bölünemez ve kesilemez oluşu da içinde boşluk olmamalarından dolayıdır. Yunanca “atomos” sözcüğü “kesilemez, bölünemez” demektir ve bundan dolayı bu isim verilmiştir. Demokritos, Leukippos’un öğrencisidir. Leukippos’tan ileri giderek değişik biçim, şekil ve boyutlarda atomların olduğunu düşünmüş, sonsuz çeşitlilikteki şeyleri de atomların farklı olmasına bağlamıştır. Demokritos atomların ağır ve hafif olması büyüklüğüne bağlamaktaydı. Sert ve yumuşak olması ise atomların seyreklik ve sıklığıyla ilişkilendirmekteydi (Denkel, 1998).

Yazar: Ragıp Sefa Sarı


Kaynakça

Aristoteles, Metafizik, 983 b 6. Aktaran Wilhelm Capelle, Sokrates’ten Önce Felsefe, çeviren Oğuz Özügül, İstanbul: Pencere Yayınları, 54.

Aristoteles. 1993. Metafizik II. (Çev. Ahmet Arslan). Ege Üniv. Ed. Fak. Yayınları, İzmir.

Cevizci, Ahmet (Şubat 1999). Felsefe Sözlüğü (3 bas.). İstanbul: Paradigma Yayınları. s. 30, 38,130, 150.

Denkel, A. 1998. İlkçağ’da Doğa Felsefesi. İstanbul: Özne Yayınları.

Guthrıe, W.K.C. 1962. A History of Greek Philosophy Vol.1. Cambridge Univ. Press, Cambridge.

Heisenberg, W. 2000. Fizik ve felsefe (Çev. Y. Öner). İstanbul: Belge Yayınları.

Külcü, R. (2016). Thales’ten günümüze arkhe arayışı. Akademia Disiplinlerarası Bilimsel Araştırmalar Dergisi, 2(1), 1-10.

Nietzsche, F. 1985. Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe. (Çev. N. Hızır), BFS Yayınları.

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Var Olmanın İlkel Bir Biçimi: Görünürlük I Selman Kaplan

Ruhsal Dönüşüm Mekânı Olarak Mağara: Platon’dan Hira’ya I Selman Kaplan

Din Felsefesi Açısından Ötanazi: İslam İnancı Özelinde Bir Değerlendirme I Sertaç Oral