Hakikatle Yüzleşmek | Samet Tekin
İnsanın kendi ruhuyla ilgilenmesi, iç dünyaya temaşa etmesi ve kendini bilmesinin ehemmiyeti birçok âlim tarafından tarih boyunca vurgulanmıştır. Antik Yunan’da Sokratik gelenekte dış dünyadan ziyade insanın kendisine verilen özen ve kıymet, Stoacıların geçici dünya hayatına büyük değerler atfetmekten kaçınarak geliştirdikleri erdem anlayışları ve Çin felsefe geleneğinde insanın değişen evrende tek değişmeyen olan Tao’ya dönmesinin öğütlenmesi gibi birçok örneğine antik çağlardan beri rastlanır. Türk-İslam tasavvuf geleneğinde ise, İslâm anlayışı içerisinde benimsenen bir düstur olan “ bir lokma, bir hırka ” ve Türk tasavvuf edebiyatının meşhur ismi Yunus Emre’nin “… ilim kendini bilmektir …” deyişi gibi insanın özünü idrak etmesine dikkat çeken kültürün yansımalarına tanık oluruz. Hakikatin aslında uzaklarda olmadığı, insanın kendi iç dünyasında olduğunu sezen Schopenhauer, Nietzsche, Sartre ve Heiddeger gibi birçok münferit filozof da bu meseleye ciddi zihinsel çaba harcamıştır...